| English | Türkçe |
| heartfree | (s). gönlü birisine bağlı olmayan, âşık olmayan, kalbi boş.... |
|
| yourself | zam. (çoğ. -selves) kendiniz, kendin; kendi kendinize. be your self tabii olunuz. behave yourself. pull yourself togethe... |
|
| chuckle | (f)., (i). kıkır kıkır gülmek, kendi kendine gülmek; (i). kıkırdama; anne tavuğun civcivlerini çağırmak için çıkardığı... |
|
| seasonable | s. mevsime göre olan, tam vaktinde olan; tam yerinde veya zamanında yapılan. seasonableness i. mevsimine göre olma, m... |
|
| dote | (f)., on veya upon ile aşırı sevmek, düşkün olmak; bunamak. dotingly (z). düşkünlükle; bunakçasına.... |
|
| evidential | (s.) delil veya şahit kabilinden, delile dayanan.... |
|
| inheritable | s. miras kalması mümkün olan, irsi, kalıtımla geçebilir.... |
|
| pent | bak. pen. s. kapatılmış. pent up bir yere kapatılmış, hapsedilmiş; kapanık; dışarı vurmayan.... |
|
| adnauseam | (Lat). kusturacak kadar, iğrenç derecede.... |
|
| corporation | anonim şirket tüzel kişi dili şişko göbek |
|