| English | Türkçe |
| with | (edat) ile; -den; -e; -e rağmen; ile beraber, ile birlikte. with it (argo) zamane; uyanık, canlı, modern. Leave the bo... |
|
| incinerate | f. yakıp kületmek. incinerator i. yakıp kül haline getiren makine veya alet. incinera'tion i. yakıp kületme.... |
|
| bibliography | i. bibliyografya, belirli bir konuya ait olan kitapların fihristi.... |
|
| selfrising | s. kendi kabaran.... |
|
| embrocate | f., tıb. hasta bir uzvu ilâçlı bir sıvı veya yağla ovmak. embroca'tion i. bu çekilde ovma; bu işte kullanılan yağ.... |
|
| sacristy | i. kiliseye ait eşyanın muhafaza edildiği yer.... |
|
| zingiberaceous | s., bot. zencefilgillrden.... |
|
| fellowship | (i). beraberce hoş vakit geçirme, arkadaşlık, refakat; samimiyet; üniversitede bilimsel araştırma için verilen burs; b... |
|
| bluff | s., i. tok sözlü, açık; sarp, dik (sahil) ; i. kayalık, uçurum. bluffly z. tok sözle. bluffness i. tok sözlülük.... |
|
| siege | kuşatma muhasara ısrarla ele geçirmeye uğraşma eski ikamet yeri eski rütbe mertebe uzun hastalık devresi nad kuşatmak muhasara etmek state of siege kuşatma durumu |
|