| English | Türkçe |
| yoke | i., f. boyunduruk; sakaların omuz sırığı; bağ, esaret; yeke; çatal; nigah rabıtası gibi bağ; hizmet, kulluk; boyunduruğa... |
|
| unoccupied | s. boş, işgal edilmemiş; işsiz, boşta gezen.... |
|
| rainfall | i. yağış miktarı; sağanak.... |
|
| decathlon | (i). spor Olimpiyatlarda on çeşit oyundan ibaret bir müsabaka.... |
|
| nocuous | (s.) zarar veren.... |
|
| sperm | i. ispermeçet. sperm i., sperm oil ispermeçet yağı. sperm whale ispermeçet balinası, kadırgabalığı.... |
|
| cheering | (i)., (s). alkış, taraf tutma; (s). memnun edici, neşelendirici.... |
|
| clear | (f). temizlemek; kurtarmak; aydınllğa kavuşturmak; engeli aşmak; hesabını temizlemek; borcunu ödemek; temize çıkarmak; ... |
|
| indian | s., i. Hindistan'a ait; Amerika kızılderilisine ait; i. Hintli; kızılderili; Amerika kızılderililerinin dillerinden bi... |
|
| mother | anne ana valide analık baş rahibeye verilen unvan annesi olmak annelik etmek evlât edinmek mother country anayurt anavatan memleket Mother's Day Anneler Günü mother earth toprak ana zemin yer mother lode mad zengin maden daman ana damar mother love ana sevgisi mother tongue anadili mother wit sağduyu |
|