| English | Türkçe | | gum | (i.), (gen.) (çog.) dişeti. gumboil (i.) diş eti iltihabı .... |
| | maieutic. - ical | s. zihinde şekil almamış bir düşünceyi Sokrat tarzında sorgu usulü ile meydana çıkarmaya ait.... |
| | endermic | s., tıb. cilt içine işleyen, cilde surülen (ilâç).... |
| | you've | kıs. you have.... |
| | astraddle | (z). ata binmiş gibi bacaklan birbirinden ayn olarak, eyere binmiş olarak.... |
| | discern | (f). ayırt etmek, tefrik etmek; sezmek, görmek, anlamak, farkına varmak, idrak etmek. discernible (s). fark edilebilir,... |
| | grave | (s.), (i.), (müz.) ağır, yavaş; (i.) ağır ve yavaş parça.... |
| | checkmate | (i)., (f)., (satranç). mat; tam yenilgi; (f). (satranç). mat etmek; hünerle yenmek.... |
| | annunciation | (i). haber, tebliğ etme, bildirme, ilân; (bh). Cebrail vasıtasıyla Hazreti Meryem'e ulaştırılan haber.... |
| | cadence | ritim ahenk sesin yavaşlaması müz perdenin derece derece inmesi nagmenin sonu kadans cadenced derece derece inen ahenkli ritmik |
|
|