| English | Türkçe | | dilatory | (s). işini sonraya bırakan, ağırdan alan, sürüncemede bırakan; ağır, üşenen. dilatorily (z). ağırdan alarak, üşenerek,... |
| | conceptual | (s). mefhumlarla ilgili, kavramsal; fikirlerin doğmasına ait.... |
| | serviceman | (i.) asker; tamirci.... |
| | postposition | i. sonrasına koyma veya konma; bir kelime sonuna ilave edilen kelime veya ek.... |
| | signora | i., it. bayan, hanım (evli).... |
| | destiny | (i). kader, nasip, kısmet, mukadderat, alın yazısı.... |
| | exaltation | (i.) heyecan, aşkagelme, vecit; yükseklik, yücelik, ululuk; yükseğe çıkarma veya çıkarılma.... |
| | proto-, prot- | (önek) birinci, ilk, baş.... |
| | cure | (i). tedavi, çare, derman, ilâç; şifa; kür; konserve yapma. cure-all (i). her derde deva. past cure tedavi edilebilecek... |
| | pickax | kazma |
|
|