| English | Türkçe |
| granadilla | (i.) bir çeşit çarkıfelek çiçeğinin meyvası.... |
|
| mercerize | f. pamuklu kumaşları boyamaya hazırlamak için bunları alkaliye batırmak; parlaklık vermek suretiyle kumaşı ipeğe benze... |
|
| unsuitable | s. uygunsuz, yakışıksız. unsuitabil'ity, unsuitableness i. uygunsuzluk, yakışık almama. unsuitably z. uygunsuzca.... |
|
| guaco | (i.) tropikal Amerika'da yetişen ve yılan sokmasına karşı kullanılan bir ot; zeravent, (bot.) Aristolochia .... |
|
| spoilsport | i. başkasının zevklerini bozan kimse.... |
|
| hooey | i., ünlem, A.B.D, argo saçma şey, zırva; saçmalık; ünlem Saçma !... |
|
| trinitrotoluene , trinitrotoluol | i. nitrat ile toluenden mürekkep kuvvetli bir patlayıcı madde, kıs. T.N.T.... |
|
| applied | (s). tatbiki, uygulamalı; denenmiş.... |
|
| nourish | (f.) beslemek, gıda vermek; destek olmak, bakmak, büyütmek. nourish false hopes gerçekleşemeyecek ümitler beslemek.... |
|
| clothe | clothed veya clad giydirmek üstünü örtmek kaplamak |
|