 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sodden | s., f. iyice ıslanmış, sırılsıklam; hamur gibi (ekmek); anlamsız, donuk; ayyaş suratlı; f. iyice ıslatmak veya ıslanma... |
| | pick | f. seçmek; delmek, delik açmak; kazmak; yolmak, koparıp toplamak; çıkartmak; azar azar yemek; aşırmak, çalmak; anahtars... |
| | pudency | i. utangaçlık, sıkılganlık, mahcupluk, tevazu.... |
| | damocles | (i). Demokles. sword of Damocles Demokles'in kılıcı, her an tehdit eden bir tehlike.... |
| | exactly | (z.) tam, tamam, tamamen, aynen, kesin olarak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | çoklu | multiunit.... |
| | tonaj | tonnage. shipping.... |
| | karıştırıcı | mixer. blender. agitator.... |
| | doymuş | saturated. satiated. gorged. gratified. satiate. steeped in. impregnate.... |
| | haram | Something a Muslim must not do or eat.... |
|
|
|
 |
|
 |
|