eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-grave (f.) (graved, graven) oymak, hakketmek. graven image oyma put .
2-grave (f.), (den.) kalafat etmek, geminin altını temizleyip zift sürmek. graving dock kalafat yeri .
3-grave (s.) ciddi, ağır, vahim, tehlikeli; ağırbaşlı, vakarlı, temkinli .
4-grave (s.), (i.), (müz.) ağır, yavaş; (i.) ağır ve yavaş parça.
5-gravel (i.), (f.) (ed, ing veya led, ling) çakıl; (tıb.) kum, kum hastalığı, idrar taşı; (f.) çakıl doşemek; şaşırtmak; (k.dili) kızdırmak. gravelly s. çahılı.
6-graven (f.), (bak.) grave.
7-graver (i.) hakkâk; hakkâk kalemi .
8-grave (i.) mezar, kabir. one foot in the grave bir ayağı çukurda. make one turn in his grave mezarında kemiklerini sızlatmak.
9-gravedigger (i.) mezarcı .
10-gravestone (i.) mezar taşı .
11-graveclothes (i.) kefen .
12-graveyard (i.) mezarlık, kabristan. graveyard shift gece vardiyası (fab- rikalarda).



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
I wroteEng > Tr11:55:16
dravEng > Tr12:05:47
terezEng > Tr22:12:05
trezTr > Eng22:11:42
wwwkurdistancomEng > Tr19:19:01
eniyisözlükcomEng > Tr19:18:10
çğiEng > Tr21:27:02
kaburgası kalınEng > Tr17:35:30
ZarTr > Eng01:32:21
ZarEng > Tr01:31:53
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
improvident s. ihtiyatsız, tedbirsiz, basiretsiz; tasarruf etmeyen, tutumsuz. improvidence i. ihtiyatsızlık, tedbirsizlik. improvid...

cantilever (i)., (mak). dirsek, yalnız bir ucu destekli olan kol; binanın dışarıya çıkık olan kısmı. cantilever bridge her biri bir...

singlehearted s. temiz kalpli, sadık....

watershed i. iki ne arasındaki set; su bölümü çizgisi; boşaltma havzası; sınır....

menhaden i. yağı çıkarılan ve eti gübre olarak kullanılan ringa cinsinden bir balık, zool. Brevoortia tyrannus....

postmark i. posta damgası....

discoiddiscous (s). disk şeklinde, yassı ve yuvarlak....

associated press Assosiated Press haber ajansı...

dispense (f). dağıtmak, tevzi etmek, vermek; üstesinden gelmek, başarmak; yap- mak, hazırlamak (ilâç reçetesini) dispense with...

gadget kdili makina cinsinden herhangi bir alet ismi unutulmuş şey

TürkçeEnglish
gülle cannonball. shot....

size Figurative bulk; condition as to rank, ability, character, etc.; as, the office demands a man of larger size....

odunsu ligneous....

komşu next-door. vicinal. neighboring. neighbouring. neighbor. neighbour. adjacent. contiguous. flanking. neighbor. neighbour....

bencil selfish. egoistic. egotistical. self-centered. self-centred. self-absorbed. thoughtless. calculating. piggish. hoggish. ...

eşsiz unique. incomparable. peerless. matchless. unequalled. unmatched. unparalleled. nonpareil. heavenly. inimitable. irrepla...

el sanatları skilled trade....

bilme cognition. knowing....

torba bag. pocket. pouch. sack. scrotum....

hemşire nurse sister sicknurse trained nurse