| English | Türkçe | | teenage | s. on üç, ile on dokuz yaşlar arasındaki devreye ait. teenager i. on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse.... |
| | hydride | i. hidrojen ile diğer bir unsurun bileşimi.... |
| | helpless | (s). kendisini idare edemeyen, çaresiz, aciz; zayıf, beceriksiz, kabiliyetsiz.... |
| | exigency | (i.) ihtiyaç; zorunluluk, zaruret, derhal tedbir almayı icap ettiren olay; lüzum. exigent (s.) hemen tedbir almayı icap ... |
| | fulsome | s aşm, müfrit, taşkm (iltifat), dalkavukça fulsomely z aşln olarak ful someness i aşırılık, müfrit oluş... |
| | partition | i., f. taksim; bölme, duvar, tahta perde; kısımlara ayırma veya ayrılma; huk. bir malın müşterek sahipleri arasında taks... |
| | external | (s)., (i). harici, dış, zahiri; gözle görülen, maddi; dıştan gelen arızi, yüzeysel; yabancı, ecnebi; (anat). vücudun dış... |
| | proscribe | f. yasak etmek, memnu kılmak; medeni haklarını elinden almak; mahkum etmek. proscriptive s. yasaklayıcı.... |
| | displacement | (i). yerinden çıkarma veya çıkarılma; (fiz). bir geminin ihraç ettiği suyun ağırlığı.... |
| | ratline | den ıskalarya çarmıh basamağı |
|
|