| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | reflecting | (s.) akseden; derin düşünen. reflecting circle (astr.) oktant cinsinden tam daire bir alet. reflecting telescope ayna... |
| | subcontraet | i., f. alt sözleşme, yan mukavele; f. yan mukavele yapmak. subeontraetor i. taşeron, ikinci üstenci.... |
| | quirt | i. kısa at kamçısı.... |
| | xylem | i., bot. odunsu doku.... |
| | enucleate | f. nüvesini çıkarmak; içini kesmeden çıkarmak (ur); aydınlatmak, izah etmek. enuclea'tion i. nüvesini alma; izah, ayd... |
| | diffidence | (i). çekinme, kaçınma, mahcubiyet, utangaçlık, çekingenlik.... |
| | sod | i., f. (-ded, -ding) çim; çimen parçası; f. çimen parçaları ile kaplamak. under the sod mezarda. the Old Sod İrlanda.... |
| | incommunicative | s. fikrini başkasına açıklamayan, ketum, ağzısıkı.... |
| | polariscope | i. maddelerin özelliklerini polarılmış ışıkta incelemeye mahsus alet.... |
| | plug | ged ging tıkamak tıkaç ile kapamak argo tabanca veya yumruk ile vurmak dili dikkat ve sebatla çalışmak durmadan reklamını yapmak plug for argo için uğraşmak plug in fişi prize sokmak ilgilenmek |
|
|
| Türkçe | English | | muhkem | fast. firm. strong.... |
| | ortaöğretim | secondary education.... |
| | depolamak | store. to store. to lay sth up. to lay sth in.... |
| | şişme | bulge. distention. intumescence. swelling.... |
| | zehirlenmek | to poisoning. to be poisoned. to be filled with harmful ideas.... |
| | orta kulak | middle ear.... |
| | kümelenmek | heap together. group together. heap up. conglomerate. build.... |
| | forum | A discussion group for a specific subject.... |
| | limit | In relation to dealing instructions, a restriction set on an order to buy or sell, specifying the minimum selling or max... |
| | şanssız | unfortunate unlucky |
|
|
|