eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar




  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
latterEng > Tr00:52:32
filing claimsEng > Tr00:03:32
debitEng > Tr23:49:23
indebtednessEng > Tr23:49:14
debit indebtednEng > Tr23:49:09
information letEng > Tr23:08:54
treasury enterpEng > Tr23:02:53
SEKSEng > Tr16:25:04
englisTr > Eng16:23:16
ıspanakzadeEng > Tr23:27:37
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
reflecting (s.) akseden; derin düşünen. reflecting circle (astr.) oktant cinsinden tam daire bir alet. reflecting telescope ayna...

subcontraet i., f. alt sözleşme, yan mukavele; f. yan mukavele yapmak. subeontraetor i. taşeron, ikinci üstenci....

quirt i. kısa at kamçısı....

xylem i., bot. odunsu doku....

enucleate f. nüvesini çıkarmak; içini kesmeden çıkarmak (ur); aydınlatmak, izah etmek. enuclea'tion i. nüvesini alma; izah, ayd...

diffidence (i). çekinme, kaçınma, mahcubiyet, utangaçlık, çekingenlik....

sod i., f. (-ded, -ding) çim; çimen parçası; f. çimen parçaları ile kaplamak. under the sod mezarda. the Old Sod İrlanda....

incommunicative s. fikrini başkasına açıklamayan, ketum, ağzısıkı....

polariscope i. maddelerin özelliklerini polarılmış ışıkta incelemeye mahsus alet....

plug ged ging tıkamak tıkaç ile kapamak argo tabanca veya yumruk ile vurmak dili dikkat ve sebatla çalışmak durmadan reklamını yapmak plug for argo için uğraşmak plug in fişi prize sokmak ilgilenmek

TürkçeEnglish
muhkem fast. firm. strong....

ortaöğretim secondary education....

depolamak store. to store. to lay sth up. to lay sth in....

şişme bulge. distention. intumescence. swelling....

zehirlenmek to poisoning. to be poisoned. to be filled with harmful ideas....

orta kulak middle ear....

kümelenmek heap together. group together. heap up. conglomerate. build....

forum A discussion group for a specific subject....

limit In relation to dealing instructions, a restriction set on an order to buy or sell, specifying the minimum selling or max...

şanssız unfortunate unlucky