 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | cynic | (i). (s). herkesin yalnız kendi menfaatine çalıştığna inanan kimse; insanlardan hoşlanmayan kimse; (b.h). kinik, sinik:... |
| | footboard | (i). ayakları dayayacak tahta; tahta karyolanır ayak ucundaki parça.... |
| | centralize | (f). merkezileştirmek, merkezde toplamak; hükümetin eli altında toplamak; merkezde toplanmak, merkezlenmek. centraliza'... |
| | parakeet | i. bir çeşit ufak papağan, muhabbetkuşu.... |
| | foil | (f)., (i). engellemek, mâni olmak: şaşırtmak, işini bozmak; avda avcıları saşırtmak; (i). hayvan izi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | şaşkınlık | confusion. astonishment. amazement. bless me. bloody. consternation. daze. distraction. ha hah. huh. jeepers. maze. mudd... |
| | yatçılık | yachting.... |
| | dip | To immerse one's self; to become plunged in a liquid; to sink.... |
| | Danimarkalı | dane.... |
| | imambayıldı | a dish prepared with eggplant. onions and olive oil.... |
|
|
|
 |
|
 |
|