| English | Türkçe |
| nightsight | (i.) karanlıkta bir silâhı hedefe yöneltmek için kullanılan elektronik cihaz.... |
|
| vindicate | f. hakkını korumak, fiilen korumak; tarafını tutup haklı ve suçsuz olduğunu iddia ve ispat etmek; (eski) öç almak. vin... |
|
| incoherenceency | i. anlaşılmazlık, manasızlık; birbirini tut- mazlık, irtibatsızlık, tutarslzlık.... |
|
| humankind | i. insanoğlu; beşeriyet, beniâdem.... |
|
| scald | f., i. haşlamak, kaynar su veya buhardan geçirmek; bir sıvıyı kaynama derecesinin hemen altına getirmek; üzerine kayn... |
|
| discrete | (s). ayrı, farklı, göze çarpan, temayüz eden; ayrı ayrı kısımlardan ibaret; (fels). munfasıl, soyut.... |
|
| pursy | s. şişman; tutuk nefesli, nefes darlığı olan.... |
|
| autosuggestion | (i)., (tıb). kendi kendine telkin.... |
|
| newel | i., mim. sarmal merdivenin orta direği; tırabzanın başındaki veya dibindeki direk. newel post tırabzan babası. New En... |
|
| ozonize | ozonlaştırmak içine ozon karıştırmak |
|