eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-fly (f). (flew, flown) uçmak, havadan geçip gitmek: pek çabuk geçmek, pek çabuk gitmek; kaçmak, firar etmek; fırlamak, atılmak: uçakla gitmek: uçurmak; -den kaçmak, -den sakınmak: şahinle avlamak. fly about öteye beriye uçmak; süratle iş görmek. fly apart birdenbire kopup ayrılmak, parçalanmak. fly at fırlamak, atılmak, üstüne saldırmak. fly away uçup gitmek; kaçmak. fly blind (hav). yalnız aletleri kullanarak uçmak. fly high çok hırslı olmak, coşmak. fly in the face of sözünü dinlememek, açıkça itaatsizlik etmek, karşı gelmek. fly into a passion kızmak, öfkelenmek, hiddete kapılmak. fly off uçup gitmek. fly off the handle birdenbire öfkelenmek, parlamak. fly out beysbol atılan top tutulunca oyundan çıkmak. fly the coop (A.B.D)., argo dışarı sızmak, kaçmak.
2-flyby (i). roketin bir gök cisminin yanından geçmesi.
3-flycatcher (i). sinekçil, (zool). Empidonax. redbreasted flycatcher cuce sinekyutan, (zool). Musciapa parva. spotted flycatcher benekli sinekyutan, (zool). Musciapa striata.
4-flyer (bak). flier.
5-flywheel (i). düzenteker.
6-fly (i). uçuş; (terz). fermuar veya düğme ile kapatılabilen kısım; beysbol vurulup havaya kaldırılan top; (mak). sürat regülatorü: bayrak veya sancağın ucu: çadırda kapı yerine geçen perde: (çoğ)., tiyatro sahnenin yukarısındaki kısım ve dekor değistirme teçhizatı; (matb). baskı makinasında kâğıt toplayıcısı. on the fly uçarken, havadayken; (A.B.D)., (k).dili iki taşın arasında.
7-flyaway (s). hoppa, bir dalda durmaz, maymun iştahlı.
8-flyblow (i). sinek yumurtası.
9-flytrap (i). sinek tuzağı; sinekkapan (bitki). Venus's flytrap sinekkapan, (bot). Dionaea muscipula.
10-flypaper (i). sinek kağıdı.
11-flying (i)., (s). uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık: (s). uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttress (mim). duvar dirseği, payanda, istinat kemeri. with flying colors parlak bir başarı ile. Flying Dutchman fırtınalı havalarda Ümit Burnu civarında görüldüğüne ve denizcilere uğursuzluk getirdiğine inanılan efsanevi Hollanda gemisi. flying field küçük havaalanı. flying fish uçarkefal, (zool). Exocoetus. flying fox meyva yiyen bir yarasa. flying fortress uçan kale (uçak). flying machine eski uçak, tayyare. flying saucer uçan daire. flying squirrel uçar sincap. flying start hızlı ve elverişli başlangıç.
12-flyleaf (i). bir kitabın baş veya sonunda boş bırakılan yaprak.
13-flybynight (s)., (i). güvenilmez, aldatıcı; (i). güvenilmez kimse.
14-flyblown (s). sinek yumurtası ile dolu; bozuk, kötü.
15-fly (i). sinek; sinek veya böcek şeklinde olta iğnesi; sinek şeklinde sus. fly blister (tıb). kurutulmuş ispanyol sineginden yapılmış bir çeşit yakı. flypaper (i). sinek kağıdı. fly swatter sineklik, sinek raketi. a fly in the ointment keyfe keder veren şey. forest fly atsineği, (zool). Hippobosca equina.
16-fly (s)., argo uyanık, haberdar.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
TURKce englishTr > Eng21:47:58
kaşalotEng > Tr21:01:23
sweetnessEng > Tr11:04:27
a fractional moEng > Tr15:18:37
gerçek aşkTr > Eng15:17:49
seni tatlıTr > Eng15:17:25
seni tatlı şeyTr > Eng15:16:59
referrerEng > Tr21:52:00
referredEng > Tr21:51:40
şöçEng > Tr21:00:18
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
shipbuilding (i.) gemi yapımı, gemi inşaatı....

residency i. bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas dev...

swordplay i. eskrim, kılıç oyunu....

antichrist (i). Deccal, Sahte Mesih; Mesih düşmanı....

bowstring i., f. kiriş; f. iple boğarak öldürmek....

prurient s. şehvet düşkünü; istekli, arzulu. prurience, pruriency i. şehvet; istek. pruriently z. şehvetle....

pleiades i., çoğ. Süreyya burcu, Ülker; yedi ünlü kişiden meydana gelen grup....

nonrigid (s.) esnek, katı olmayan....

debutante (i). sosyeteye ilk defa takdim olunan genç kız....

december aralık birinci kânun kânunuevvel Decembrist 1825 tarihinde Rusya'da meşrutiyet hükümeti kurmak isteyenlerden biri

TürkçeEnglish
okutman instructor. lecturer in a university. lector. lecturer. training instructor. university lecturer....

işsiz idle. unemployed....

sarih clear. evident. explicit açık. belirli. belgin. explicit. express....

fevkaladelik singularity. being extraordinary or exceptional....

şap alum. smack....

park etmek park....

tecrübesiz inexperienced. callow. jackaroo. naive....

ihtimal probability. probably. chance. choice. liability. lookout. prospect....

oyun masası card table....

yandan sideways