| English | Türkçe |
| geminate | s. çift olarak bulunan.... |
|
| hms | (kıs). His veya Her Majesty's Service, His veya Her Majesty's Ship.... |
|
| misadvise | f. yanlış öğüt veya bilgi vermek.... |
|
| sonometer | i. ses ölçen cihaz, sonometre.... |
|
| violable | s. bozulması mümkün; tecavüz edilebilir.... |
|
| versed | s., in ile tecrübeli, bilgili; hünerli, marifetli, usta.... |
|
| poke | f. dürtmek, saplamak, dirsek vurmak; uzatmak, sokmak; dolaşıp bir şey araştırmak; karıştırmak; aylak aylak dolaşmak; ağ... |
|
| deck | (f). donatmak, süslemek. deck out donatmak, süslemek.... |
|
| forfeiture | (i). ceza olarak kaybetme.... |
|
| uncivilized | medeniyetsiz insan girmemiş vahşi The children think it's uncivilized to get up early Erken kalkmak çocukların işine gelmez |
|