eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-flat (i). apartman dairesi.
2-flatways (z). yassılamasına, düz, düzlemesine.
3-flatus (i). (çoğ. -tuses, tus) mide veya karındaki gaz.
4-flat (f). (ted, ting) yassılamak, düzeltmek; tadını kaçırmak, neşesini bozmak; yassılmak, düşmek; neşesiz olmak; (müz). yarım ton indirmek; belirli perdeden aşagı söylemek veya çalmak.
5-flatten (f). yassılatmak; yere sermek; neşesini kaçırmak; matlaştırmak, donuklaştırmak; yassılaşmak, dümdüz olmak; tatsızlaşmak, neşesiz olmak. flatten out düzeltmek, açmak; (hav). dalıştan sonra uçağı yerle paralel duruma getirmek.
6-flatter (f)., slang yaltaklanmak, yağ çekmek; dalkavukluk etmek; gururunu okşamak, ümit vermek, methetmek, övmek, göklere çıkarmak. flatter oneself sanmak, zannetmek, ümit etmek. flatterer (i). dalkavuk, slang yağcı. flatteringly (z). methederek, göklere çıkararak. flattery (i). dalkavukluk, methiye.
7-flatworm (i). at solucanı, (zool). Ascaris megalocephala.
8-flatulent (s). midede gaz hasıl eden, bu gaza ait; yalnız gösterişten ibaret; şiskin. flatulence, cy (i). gazlı veya yelli olma. flatulently (z). gösteriş yaparak.
9-flattish (s). oldukça yassı ve düz; tatsız.
10-flatware (i). düz tabaklar; çatal bıçak takımı.
11-flat (s). (ter, test) (z). düz, müstevi, yassı: yüzüstü, sırtüstü; yıkık, harap; kati, kesin; mat, donuk, tatsız, yavan; durgun (ticaret); (müz). bemol; (z). açıkça; doğrudan doğruya; tam; (müz). asıl notadan daha aşağı ve yanlış olarak. flat against the wall duvara yapışık. flatboat, flatbottom (i)., (den). düz karinalı gemi. flat broke (h).dili meteliğe kurşun atar durumda, beş parasız. flatcar (i)., (A.B.D). açık yük vagonu. flat denial kesin bir şekilde ret, kati surette inkâr. flatfish (i). kalkan gibi yan yüzen balık. flatfooted (s). düztaban; (A.B.D)., (h).dili azimli. flathead (s)., (i). yassı kafalı; (i)., (b.h). Amerika'da eski bir yerli kabilenin ferdi. flatiron (i). ütü. flat race düz yerde yarış. flat rate tek fiyat. flat tire patlamış lastik. flattop (i)., (A.B.D). uçak gemisi. flatwork (i). masa örtüsü gibi kolay ütülenir düz parçalar. fall flat büyük bir başarısızlığa uğramak. I'll tell you flat. Sana asıkça söyleyeceğim. The market is flat. Piyasa durgun. in ten seconds flat tam on saniyede. That's flat. Açık ve kesindir. Şüphe götürmez. flatly (z). açıkca, peşin olarak. flatness (i). düzlük, yassılık; tatsızlık, yavanlık.
12-flat (i). düz ve basık arazi; sığlık, kumsal; geniş ve düz olan şey, demiryolu arabası; düz sal; kılıcın yassı yüzü; kenarları alçak tepsi; madenin yassı damarı; tiyatro sahne dekoru için kullanılan kumaş gerili çerçeve; (müz). bemol.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
I wroteEng > Tr11:55:16
dravEng > Tr12:05:47
terezEng > Tr22:12:05
trezTr > Eng22:11:42
wwwkurdistancomEng > Tr19:19:01
eniyisözlükcomEng > Tr19:18:10
çğiEng > Tr21:27:02
kaburgası kalınEng > Tr17:35:30
ZarTr > Eng01:32:21
ZarEng > Tr01:31:53
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
unbacked s. üzerine binilmemiş (tay), alıştırılmamış; arkasız; desteği olmayan; üzerine bahse girilmemiş....

fell (s). zalim, insafsız vahşi, korkunç; öldürücü. in one fell swoop bir hamlede, bir çırpıda....

dolman (i). bir çeşit giysi, dolama; bir çeşit kadın paltosu....

woodsy s. ormanla ilgili, orman havası veren....

constable (i)., (ing). kraliyet surlarının muhafızı veya valisi; polis; jandarma. Chief Constable (ing). bir vilâyetin polis müdür...

incidence i. isabet,tesadüf etme; tekerrür oranı; oluş derecesi; fiz. bir cisim veya ışmın bir düzey üzerine düşmesi; huk. bir ...

wintry , wintery s. kışa benzer; kışa yakışır; soğuk. wintrily z. kış gibi. wintriness i. kışa benzerlik....

candy (i)., (f). şeker, bonbon, şekerleme, çikolata; (f). şekerleme yapmak; şerbet içinde kaynatmak; şekerleme haline getirmek...

eggcup (i). yumurtalık....

regarding edat hakkında hususunda

TürkçeEnglish
moral Used sometimes in distinction from religious; as, a moral rather than a religious life....

kültürlü cultured....

İran IranTeheranr Iraner/e Iranerin....

banyo sabunu bath soap....

proton A common subatomic particle found in the nucleus of every atom, often along with neutrons Made of two up quarks and one ...

mine Belonging to me; my....

ret Reactor entry technician Person who works inside a reactor during the loading of a catalyst....

slip Serial Line Internet Protocol; the protocol for using a regular telephone line and a modem to connect a computer to the ...

havuz balığı goldfish....

general This area has single subcommittee that calls itself None and deals mostly with the policies and etiquette of the IETF in its conduct of business