| English | Türkçe | | truth | i. hakikat, gerçeklik, gerçek, doğruluk, sıhhat; hak; sadakat, içten bağlılık, samimiyet, vefa; aslına uygunluk, hakiki... |
| | zeal | i. heves, gayret; hararet; coşkunluk.... |
| | parabola | i., geom. parabol.... |
| | raceme | i., bot. çiçek salkımı, salkım durumu.... |
| | depose | (f). tahttan indirmek, hal'etmek, azletmek; yeminle yazılı ifade vermek.... |
| | gouge | (i.), (f.) oluk ağızlı marangoz veya heykeltıraş kalemi; böyle kalemle oyma veya oyulan yer; A.B.D., (k.dili) hile, oy... |
| | tonsorial | s. berbere ve berberliğe ait.... |
| | impeach | f. devlet memurunu mahkemeye sevketmek; suçlamak, itham etmek, hakkında şüphe göstermek. impeachable mahkamece itham e... |
| | swarm | i., f. arı veya böcek oğlu; hareket halindeki böcek sürüsü; küme, sürü, yığın; f. ana kovanından ayrılıp başka yere gi... |
| | transept | mim planı haç şeklinde olan kilisenin iki kanadı |
|
|