| English | Türkçe |
| bluegrass | i. bir cins çayır otu, bot. Poa; at yetiştirme mıntıkası.... |
|
| irreproachable | (s.) kusur bulunamaz, aleyhinde söylenecek bir şey olmayan. irreproachableness (i.) kusursuzluk irreproachably (z.) kusu... |
|
| pubic | s., anat. kasık kemiğine ait. pubic arch iki kasık kemiğinin teşkil ettiği kemer.... |
|
| burnt | bak. burn; s. yanık, yanmış. burnt offering tanrılara kurban edilmek üzere yakılan hayvan. burnt orange kırmızımsı sarı ... |
|
| gap | i f (ped, ping) yarık, rahne; geçit; aralık, fasıla; açıklık, ayrılık; f yol açmak, yarmak, aralık meydana getirmek... |
|
| russet | s., i. koyu kırmızı; kuru yaprak renginde; i. koyu kırmızı veya kuru yaprak rengi; bu renk kumaş veya giysi. russet a... |
|
| peerless | s. emsalsiz, eşsiz. peerlessly z. emsalsizce. peerlessness i. emsalsiz oluş.... |
|
| broadside | i., den. borda; borda ateşi: geniş taraf: kötü muamele: eskiden halka dağıtılan bir yanı basılmış el ilanı.... |
|
| colossus of rhodes | dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.... |
|
| herpes | tıb kabırcıklar hâsıl eden bir deri iltihabı uçuk herpes zoster tıb zona herpet'ic uçuk gibi uçuğa benzer |
|