| English | Türkçe | | selfassertive | s. kendi fikrinde ısrar eden, kendini empoze eden, kendini zorla kabul ettiren.... |
| | sentence | (i.), (f.) cümle, tümce; (huk.) ilâm, karar, hüküm; (f.) mahkum etmek, hakkında hüküm vermek. complex sentence girişik... |
| | declamation | (i). sööz söyleme, sanatı, hitabet, belâgat.... |
| | kalends | bak. calends.... |
| | suttee | i. eski bir Hint geleneğine göre bir kadının kocasının naaşı ile beraber yakılması; bu geleneğe göre yakılan kadın.... |
| | internationalist | (i.) enternasyonalizm taraftarı.... |
| | drawl | (f)., (i). kelimeleri uzatarak konuşmak; (i). ağır ağır konuşma.... |
| | raised | s. kabartma; ahçı. mayalanmış.... |
| | atop | (z)., edat, (s). üstte, üstünde, üzerine, üzerinde; (s). üstündeki. -ator sonek -ici: narrator hikâyeci. -atory so... |
| | rowen | ikinci defa biten ot ikinci mahsul netice sonuç |
|
|