| English | Türkçe |
| imprescriptible | s. hükmü geçmez; sahibinin hakkı baki kalan, sürekli, daimi.... |
|
| luxuriate | f. lüks ya şamak; pek çok zevk almak; külfetli şekilde yetişmek.... |
|
| bookstand | i. kitap sergisi; ufak kitabevi; açık kitap için altlık.... |
|
| quid | i., ing., argo bir sterlin.... |
|
| dust | (i). toz; toz halinde herhangi bir madde; çiçek tozu; toz bulutu; toprak; çöp, değersiz şey, hiç; küçültücü durum; kar... |
|
| known | (bak.) know.... |
|
| hob | (i). (cin). play hob with karmakarışık etmek, altüst etmek. raise hob yaramazlık etmek.... |
|
| liability | i. sorumluluk, mesuliyet; taahhüt; borç, düyun; çoğ. borçların toplamı, pasif.... |
|
| inning | i.,( beysbol) her iki taraf oyuncularının birer vuruş sırası, beysbolda iki tarafın sıra ile vurucu mevkiine gelmesi. i... |
|
| perch | kuş gibi konmak tünemek tüneklemek |
|