| English | Türkçe | | contradiction | (i). aykırılık, çelişme; yalanlama. a contradiction in terms sözlerde çelişme.... |
| | flbche | (i)., (mim). sivri kilise kulesi; (ask). ok tabya.... |
| | peen | i. çekiç başının aksi ucu.... |
| | pessimism | i bedbinlik, kötümserlik, karamsarlık; fels. dünyanın esasında fena olduğunu kabul eden kuram.... |
| | objective | (s.), (i.) objektif; öznel olmayan, dıştan olan; gerçek; (gram.) nesneye ait; nesnel; amaca ait; (i.) hedef; gram nesne... |
| | troublesome | s. zahmetli, sıkıntılı, üzgülü, belâlı, üzüntülü; baş belası, musibet, rahat vermez. troublesomely z. zahmetli olarak... |
| | cradle | (f). ihtimamla muhafaza etmek, korumak, sakınmak; beşiğe yatırmak; parmaklıklı tırpanla ot biçmek.... |
| | subjectivism | i. öznelcilik.... |
| | mary | i. Hazreti Meryem, Meryem Ana.... |
| | consumedly | çok fazla yanarcasına |
|
|