| English | Türkçe |
| accrescent | (s). büyüyen, çoğalan.... |
|
| presence | i. huzur, hazır bulunma, varlık; duruş; hayal, görüntü. presence of mind serinkanlılık, soğukkanlılık. in the presenc... |
|
| hospitality | i. konukseverlik, misafirperverlik.... |
|
| sweetscented | s. güzel kokulu.... |
|
| deckle | (i). kâğıt imalâtında kullanılan el kalıbı çerçevesi. deckle edge kâğıdın tırtıklı kenarı.... |
|
| interlace | (f.) ağ gibi örmek, şebeke haline koymak; karıştırmak.... |
|
| mountainous | s. dağlık; dağ gibi, iri.... |
|
| cottonwood | (i). bir nevi kavak ağacı.... |
|
| downcast | (s)., (i). aşağıya yönelmiş; üzgün, kederli; (i). aşağıya yönelme; maden ocağına hava veren boru.... |
|
| packing | eşyayı bavula veya sandığa koyma denk yapma paket etme ambalaj salmastra tıkaç conta tampon packing box packing case eşya sandığı packing house büyük mezbaha packing needle çuvaldız |
|