| English | Türkçe |
| like | f. hoşlanmak, sevmek, hazzetmek. likes and dislikes (bir kimsenin) sevdiği ve beğenmediği şeyler.... |
|
| chatelaine | (i). şato sahibi kadın; buyük ve güzel bir evin hanımı; kadınların anahtar taşımak için bellerine taktıklan zincir; kad... |
|
| cirrhosis | (i)., (tıb). siroz. cirrhotic (s). sirozla ilgili, siroza ait.... |
|
| watchcase | i. saat kapağı veya mahfazası.... |
|
| substantive | s., i. mevcudiyet ifade eden; bağımsız, müstakil; dayanıklı; sabit, devamlı; tözel; i., gram. isim.... |
|
| epluribusunum | (Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.... |
|
| earphone | (bak) headphone.... |
|
| privily | z. gizlice; özel olarak.... |
|
| recurrent | (s.) tekrar vuku bulan; (anat.) dönüp aksi yöne giden. recurrent fever (tıb.) tekrar tekrar gelen nöbet.... |
|
| coy | cilveli nazlı çekingen mahcup utangaç coyly cilveli olarak mahcubâne coyness mahcubiyet çekingenlik cilve |
|