| English | Türkçe | | sole | s. tek, yalnız, biricik, yegâne, başlı başına; huk. evlenmemiş, bekâr. solely z. yalnız, ancak, sadece.... |
| | warm | f. ısıtmak, kızdırmak; ısınmak, kızmak; teşvik etmek, teşvik olunmak .warm to veya toward şevkle sarılmak. warm up ıs... |
| | join | f., i. katılmak (kulüp, parti); buluşmak; birleştirmek; birleşmek, bağlanmak, kavuşmak; bağlamak; izdivaçla birleştirmek... |
| | crier | (i). tellâl; seyyar satıcı. town crier tellâl.... |
| | defective | (s). kusurlu, sakat, eksik, noksan; (gram). bazı çekim şekilleri kullanılmayan. defectively (z). kusurlu olarak, noksan... |
| | velamen | i. (çoğ. velamina) anat. zar; bot. yılanyastığı veya salep kökü üstündeki süngersi zar.... |
| | utilize , ing. utilise | f. faydalı kılmak; kullanmak; yararlanmak, istifade etmek. utilizable s. kullanılır, yararlanılabilir. utiliza'tion i... |
| | organology | i. bitki ve hayvan organlarının yapı ve görevleriyle uğraşan biyoloji dalı.... |
| | crackbrained | (s). saçma, acayip; kaçık.... |
| | estrange | yabancılaştırmak uzaklaştırmak gayesinden uzaklaştırmak aralarını açmak soğutmak estranged ayrılmış ayrı yaşayan estrangement yabancılaşma yabancılaştırma kayıtsızlık bozuşma |
|
|