 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | lashing | (i.) kamçılama; azarlama.... |
| | longdistance | s. uzun mesafeli; şehir dışı (telefon konuşması).... |
| | snippy | s., k.dili. ters ve kısa; kibirli, kurumlu; parça halinde olan.... |
| | confound | (f). ,şaşırtmak, zihnini karıştırmak; utandırmak, mahcup etmek karmakarışık bir hale sokmak; kahretmek. confounded (s). ... |
| | navicert | i., İng. harp halinde bulunan bir devletin tarafsız bir gemiye verdiği serbest geçiş belgesi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | pankart | banner. pancarte. placard.... |
| | oynaş | dally with.... |
| | pasta | biscuit. cake. confectionery. pastry. tuck.... |
| | bakınmak | to look around.... |
| | döl | offspring. semen. sperm. young. new generation. issue. seed. seedling. descendants. posterity.... |
|
|
|
 |
|
 |
|