 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hum | f. (-med, -ming) i. ağzını açmadan 'm' sesi çıkarmak; arı gibi vızıldamak; dudaklar kapalı olarak şarkı söylemek; mırıl... |
| | bleak | s. rüzgâra maruz, açık, çıplak; soğuk, ısınması güç; kasvetli, sıkıcı, solgun. bleakly z. rüzgara açık bir sekilde. blea... |
| | two-edged | s. iki ağızlı, iki yüzü keskin, iki anlamlı, iki tesirli.... |
| | negotiation | i. müzakere, görüşme; tic. ciro edip satma; bir meseleyi tedbirle halletme.... |
| | separate | (f.), (s.) ayırmak, tefrik etmek; bölmek; arasında bulunmak; aradaki bağlantıyı kesmek; ayrılmak, tefrik olunmak; ayr... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yapıt | production. work. opus. work of art. production eser.... |
| | tutanak | minutes. proceeding. protocol. record. report. written report. signed proceedings. minutes. court record.... |
| | kolluk | armband. armlet. cuff. sleevelet. armament badge. oversleeve. police.... |
| | kontak | short circuit. short contact. cracked. touched.... |
| | kit | A wooden tub or pail, smaller at the top than at the bottom; as, a kit of butter, or of mackerel.... |
|
|
|
 |
|
 |
|