| English | Türkçe |
| promissory | s. verilen sözü içine alan; sig. kontrat imzalandıktan sonra yapılacak şeyler hakkındaki (taahhüt). promissory note huk... |
|
| sniggle | f., İng. yılan balığı yuvasına olta atarak avlamak; tuzak kurmak, tuzağa düşürmek.... |
|
| warmonger | i. savaşa kışkırtan kimse.... |
|
| sclerosed | s., tıb. anormal derecede katılaşmış, sertleşmiş.... |
|
| focus | (i). (çoğ. cuses, ci), (f). (ed veyased, ing veya sing) odak, mihrak: belirli bir noktayı iyi görebilmek için göz veya... |
|
| incarnadine | s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.... |
|
| ignis fatuus | bazı geceler bataklıklarda görülen ve organik maddelerin çürümesinden hasıl olan gazlardan çıkan ateşli buhar; aldatıcı... |
|
| bisect | f. ikiye bölmek; geom. iki eşit parçaya ayırmak. bisection i. ikiye bölme. bisector i., geom. açıortay.... |
|
| farmer | (i). çiftçi; çiftlik sahibi veya kiracısı. farmer-general eski Fransa'da mültezim.... |
|
| milage | bak mileage |
|