eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-dropsy (i). sıskalık, bedenin her hangi bir yerinde fazla sulu madde birikmesi. dropsical (s). su toplanması ile ilgili, su toplanmasına elverişli. dropsied (s). vücudunda fazla su toplanmış olan.
2-dropping (i). damlama, düşme; (çoğ).. damlayan şeyler (mum, yağ), birikinti, sızıntı; (çoğ). gübre.
3-drop (f). (ped veya -t, ping) damlatmak; elinden bırakıp düşürmek; serpmek; yol vermek, salıvermek, bırakmak; yazıda, örgüde satır veya ilmik atlamak; indirmek, geride bırakmak; damlamak; düşmek, birdenbire inmek; düşüp ölmek, ölü gibi düşmek; argo kumarda para kaybetmek; (hayvan) doğurmak. drop astern geri kalmak. drop a brick argo pot kırmak. drop a hint bile bile ağzından kaçırmak, imada bulunmak, dokundurmak, isteyerek söylemek. drop a line iki satır yazıvermek, pusula göndermek; piyeste söyleyeceğini unutmak. drop a remark kasten söylemek, farkında değilmiş gibi söylemek. drop asleep uyuyakalmak. drop behind geri kalmak. drop down düşmek, yıkılmak; akıntı ile gitmek. drop in uğramak. drop off düşmek, azalmak (sayıca), eksilmek; uykuya dalmak. drop on one's knees diz çökmek. drop one's h's ''h harfini söylememek. drop out ayrılmak (üyelikten), çıkmak; okula devam etmemek. dropper (i). damlalık.
4-drop (i). damla, katre; az miktarda herhangi bir şey, bir yudum içki; (ecza). damla; damlaya benzeyen herhangi bir şey damla şeklinde küpe; akide şekeri; pastil; düşme sukut; asma tiyatro perdesi, pano; düşüş uzaklığı; sarp yamaç; (ask). paraşütle atlama, paraşütle bir defada atlayan asker sayısı. dropforge (f). şahmerdan ile kalıpta basmak. drop hammer (mak). şahmerdan. drop kick futbol top düşüp yere dokunduktan sonra yapılan vuruş. dropleaf table açılır kapanır kanatları olan masa. droplight (i). alçaltılıp yükseltilebilen asılı lamba. dropout (i)., (A.B.D)., Kanada devam mecburiyeti bittikten sonra okuldan ayrılan öğrenci. dropoff (i). azalma, eksilme; dik iniş. a drop in a bucket devede kulak. He's had a drop too much. içkiyi fazla kaçırmış. at the drop of a hat işaret verilince, hemen, istekle. get veya have the drop on atik davranarak birinden evvel silâh çekmek; üstünlük kazanmak, daha iyi şartlar altında bulunmak. droplet (i). damlacık.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
referrerEng > Tr21:52:00
referredEng > Tr21:51:40
şöçEng > Tr21:00:18
yerliTr > Eng14:24:41
yerliEng > Tr14:24:33
kızılderiliTr > Eng14:23:40
kızılderiliEng > Tr14:23:00
I wroteEng > Tr11:55:16
dravEng > Tr12:05:47
terezEng > Tr22:12:05
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
sundew i. güneş gülü, bot. Drosera....

cedi (i). Gana`nın para birimi....

pronoun i., adıl, zamir. demonstrative pronoun işaret zamiri. indefinite pronoun belirsizlik zamiri. interrogative pronoun sor...

mercurial s., i. canlı; kurnaz; değişken; cıva gibi, cıva kullanılmasından ileri gelen; i. cıvalı ilâç. mercurially z. canlılıkl...

nasofrontal s., anat. burun ile alın bölgesine ait....

overpay f. (-paid, -paying) fazla ödemek; değerinden fazla ödemek....

islet (i.) adacık....

faithful (s). mümin, iman sahibi; sadık,vefakâr, doğru, güvenilir, itimada şayan. faithful to his word sözüne sadık. the faithful...

undoing i. feshetme; mahvetme, perişan etme; mahvolma sebebi....

visible görülür görünür açık belli visibil'ity görünebilme görme imkânı görünürlük görüş visibly görünebilir halde

TürkçeEnglish
gönül heart. soul. feelings....

cömertlik bounty. generosity. liberality. munificence....

cidden indeed. really. seriously. truly....

do Dissolved Oxygen - a measure of the oxygen dissolved in water expressed in milligrams per liter....

lift One of the steps of a cone pulley....

inceltmek taper. thin. to make thin. to thin....

bide To remain; to continue or be permanent in a place or state; to continue to be....

kofa rush....

antre A cavern....

ikincilik second rank second prize