| English | Türkçe | | charger | (i). arjör, dolduran cihaz; savaşta kullanılan at, süvari atı.... |
| | hypertension | i., tıb. yüksek tansiyon.... |
| | betroth | f. nişanlanmak, evleneceğine söz vermek. betrothal i. nişanlanma, nişanlama. betrothed i., s. nişanlı kimse; s. nişanlı.... |
| | flee | (f). (fled, fled, fleeing) kaçmak,firar etmek, slang tüymek; gelip geçmek, güzden kaybolmak; bırakmak, terketmek.... |
| | thus | z. böylece, bu suretle, bu veçhile, bunun için, nitekim. thus and so böyle böyle, filan filan. thus far buraya kadar,... |
| | triptane | i., kim. triptan.... |
| | tourniquet | i. kan akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı sargı.... |
| | cognizable, | (ing).cognisance (s). idrak olunur, tanınabilir; mahkemenin yetki kapsamına giren.... |
| | abele | (i) akçakavak (bot) Populus alba.... |
| | neigh | kişnemek kişneme |
|
|