 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | isoclinal, isoclinic | (s.) haritada mıknatısın aynı eğilim veya düşüşünü gösteren. isoclinal lines bunu gösteren çizgiler.... |
| | viscous | s. yapışkan, tutkal gibi, luzuci, cıvık. viscously z. yapış yapış. viscousness i. yapışkanlık.... |
| | disinfect | (f). dezenfekte etmek, mikroptan temizlemek. disinfectant (i)., (s). dezenfektan, mikrop öldürücü kimyasal madde; (s).... |
| | intruder | (i.) davetsiz misafir, hakkı olmadığı yere giren kimse.... |
| | heirer | (i). varis, mirasçı. heir apparent veliaht. heir presumptive veliaht olmadığı için tahta vâris olan en yakın akraba.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kaburga | rib. framet imber of a boat.... |
| | brüt | gross.... |
| | bezdirmek | to sicken. to disgust. to weary.... |
| | kup | The grade levels below black belt in the Korean martial arts.... |
| | kollu | having sleeves.... |
|
|
|
 |
|
 |
|