| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | strath | i., İskoç. geniş vadi, içinden nehir geçen vadi.... |
| | dump | (i). İngiltere'de bazı çocuk oyunlarında kullanılan kalın maden parçası; Avustralya'ya mahsus ufak para; gemi inşasında ... |
| | ataman | (i). Kazak reisi, hetman.... |
| | checkoff | (i). işveren tarafından işçilerin aylıklanndan sendika üye aidatı kesip sendikaya gönderme usulü.... |
| | oops | unlem Ay! Abo!... |
| | newtonian | s., i. büyük İngiliz tabiat bilgini Newtona veya onun kanununa ait; i. Newton kanunu taraftarı.... |
| | veteran | s., i. kıdemli, tecrübeli; kıdemli asker; emekli asker.... |
| | doctor | (i)., (f). doktor, tabip, hekim, veteriner, diş doktoru; herhangi bir bilim dalmda doktora yapmış olan kimse; makinala... |
| | recreation | (i.) eğlence. recreational (z.) eğlence kabilinden.... |
| | plain | düz sade şatafatsız süssüz basit açık vazıh dobra dobra söylenmiş alelade baharatsız sade yiyecek sadece ova düzlük plain dealing dürüstlük doğru iş plain living basit yasayış plain sailing dili güç tarafı olmayan iş plain text çözülmüş şifre in plain words açıkça vuzuhla sadelikle sussüz olarak plainness düzlük sadelik süssüzluk açıklık vuzuh |
|
|
| Türkçe | English | | pasaj | passage. covered shopping arcade. passageway lined with shops. gangway. passageway.... |
| | saraçlık | saddlery.... |
| | çıkar | advantage. benefit. convenience. expediency. gain. good. interest. profit. stake. self-interest. self-seeking.... |
| | sağlamlaştırmak | to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. en... |
| | aksesuar | accessory. stage prop. appliances. props.... |
| | veda | The ancient sacred literature of the Hindus; also, one of the four collections, called Rig-Veda, Yajur-Veda, Sama-Veda, ... |
| | ab | At-bat. abbr Advisory Board.... |
| | ömürsüz | short-lived.... |
| | birlikte | along. together. in company.... |
| | çuvaldız | packing needle |
|
|
|