| English | Türkçe | | disinterest | (i). tarafsızlık; meraksızlık, alâkasızlık, ilgisizlik. disinterested (s). tarafsız, önyargısı olmayan; kendi çıkarını ... |
| | mercerize | f. pamuklu kumaşları boyamaya hazırlamak için bunları alkaliye batırmak; parlaklık vermek suretiyle kumaşı ipeğe benze... |
| | eros | (i.), (mit.) Eros, aşk tanrısı.... |
| | phenix | bak. phoenix... |
| | discern | (f). ayırt etmek, tefrik etmek; sezmek, görmek, anlamak, farkına varmak, idrak etmek. discernible (s). fark edilebilir,... |
| | onionskin | i. pek ince ve parlak bir çeşit kâğıt, pelür.... |
| | cold cream | yüz kremi, cilt kremi.... |
| | arboreal | (s). ağaca ait veya ağaç gibi olan; agaçsyl; ağaçlarda yaşayan veya gezen.... |
| | valor , ing. valour | i. yiğitlik, cesaret, mertlik, bahadırlık, kahramanlık.... |
| | sulfurize | kükürt katmak kükürtlemek |
|
|