eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-disadvantageous (s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.
2-disadvantage (i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerden mahrum.
3-disadvantage (f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
womanEng > Tr17:18:17
SCORPION KINGEng > Tr17:08:42
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
purdah i. peçe; kadınların örtünme usulü, gizlenme....

blackhead i. karabaş ördek, zool. Aythya marila; ciltte bulunan siyah başlı küçük yağ birikintisi...

apices (bak). apex....

abyss (i). cehennem, tamu, uçurum olan yer; ahlâki veya zihni derinlik; denizin dibi....

turnhall i. jimnastikhane....

autotherapy (i)., (tıb). kendi kendine tedavi; hastanın kendi vücudundan alınan bir madde ile tedavi edilmesi....

myope i. uzağı iyi göremeyen kimse, miyop kimse....

dribblet (i). az bir miktar, ufak parça, nebze; damla, damlacık....

addition (i). ilave, ilave edilmiş şey; (mat). toplama in addition to (-e) ilâveten, ayrıca, fazla olarak. additional (s). bi...

miscast tiyatroda yanlış rol vermek

TürkçeEnglish
görgü tanığı eye witness. eye-witness....

diş hekimliği dentistry....

abra tare. counterweight. makeweight....

köprülü having a bridge....

içerlemek to be angry at sb without showing it. resent....

özel special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. ex...

işporta malı shaddy goods. catchpenny article....

örgün eğitim formal education....

bilimsel scientific....

fosfatlama phosphatization