| English | Türkçe | | plot | i. arsa, parsel; romanın konusu; fesat, entrika, suikast, gizli plan. plotless s. plansız (yazı veya hikâye).... |
| | coxcomb | (i) züppe adam; horozibiği çiçeği, (bot). Celosia cristata white coxcomb kadife çiçeği, (bot). Amaranthus albus coxcom... |
| | upstage | s., z., f. sahnenin arka kısmmdaki; z. sahnenin arka kısmında, sahnenin arka kısmına doğru; f. seyircilere arkasını dön... |
| | chow mein | kızartılmış erişte ile servis yapllan çinlilere ait türlü yemeği.... |
| | trellis | i., f. bahçede veya evin dış tarafında bulunan kafes işi; f. kafes işi yapmak; dallarını kafese sarmak.... |
| | rehearse | f. bir piyesi prova etmek; alıştlrmak (aktör); nakletmek, hikâye etmek; ezberden okumak, inşat etmek; tekrarlamak. re... |
| | bar | (i). çubuk, sırık, kol, kol demiri; mania, engel; bir nehir ağzında veya kıyıya paralel olan uzun kum ve cakıl seti; avu... |
| | overthrow | i. yıkma, devirme.... |
| | furlong | i bir milin sekizde biri, iki yüz metrelik mesafe... |
| | hendiadys | gram bir isimle bir sıfatın ortaklaşa belirttikleri anlamı iki isimle ifade tarzı Iawful order yerine law and order |
|
|