| English | Türkçe | | euphrates | (i.) Fırat nehri.... |
| | hairpin | (i.), (s.) saç tokası, firkete; (s.) ''u'' şeklinde kıvrılan. hairpin turn keskin viraj.... |
| | conjunctivitis | (i)., (tıb). konjonktivit, konjonktiv iltihabı.... |
| | english | s., i. ingiliz, ingilizce; i. ingilizce; the ile ingiltere halkı, ingilizler; ingilizce tercüme; matb. ondört puntoluk... |
| | arterialize | (f)., (tıb). oksijen vasıtasıyla ciğerlerdeki pis kanı temiz kan haline getirmek.... |
| | denature | (f). tabii özelliklerinden uzaklaştırmak; diğer hassalarına dokunmak sızın içilmez hale koymak (alkol). denaturedalcoh... |
| | flower | (i)., (f). çiçek; çiçek açan bitki; süs, süsleme, tezyinat; seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey;... |
| | entero- | (önek) bağırsak.... |
| | overly | z., A.B.D. fazla, aşırı derecede.... |
| | disrupt | karışıklık içine itmek engel olmak yarmak kesmek çatlatmak kırıp ayırmak disruption karışıklık içine itme engel olma kesilme çatlama bozulma yarık disruptive yıkıcı bozucu |
|
|