| English | Türkçe | | 1-date | (f). tarih koymak, tarih atmak; tarih kararlaştırmak veya tahmin etmek, zamanını hesap etmek; tarihli olmak; randevuya çıkmak. It dates from a thousand (B.C). Milâttan bin sene evvelden kalma bir eserdir. dated (s). tarihli; modası geçmiş. | | 2-date | (i). tarih, zaman; randevu; flört edilen kız veya erkek. date line (coğr). gün değiştirme hattı. No date. Tarihi gösterilmedi. out of date modası geçmiş, demode; tarihi geçmiş. to date bugüne kadar. up to date günümüze uygun , çağdaş, modaya uygun. dateIess (s). tarihsiz. | | 3-date | (i). hurma. date palm hurma ağacı, (bot). Phoenix dactylifera. |
|