 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | innocent | s., i. masum, suçsuz, kabahatsiz, günahsız, zararsız; saf, aklı ermez; azade; kanuni, hilesiz; i. masum kimse veya çoc... |
| | grant | (f.), (i.) ihsan etmek, bahşetmek, vermek; bağışlamak, ferağ etmek, terketmek; teslim etmek; tasdik etmek, kabul etmek,... |
| | deadpan | (i)., (s). (z)., (f)., (A.B.D)., argo anlamsız bir yüz; (s). boş ve anlamsız yüz ifadesi olan; (z). duygularını açığa vu... |
| | saucy | s. arsız, sulu sırnaşık, saygısız, küstah; dokunaklı; eğlenceli. saucily z. arsızca, saygısızca. sauciness i. arsızlık... |
| | piping | s., i. kaval çalan; ıslık çalan (rüzgâr), düdük gibi ses çıkaran, tiz, kulak tırmalayıcı; i. kaval çalma; kaval ile ça... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | erkeklik organı | stamen.... |
| | savrukluk | carelessness. inattentiveness. inattention. untidiness.... |
| | kaygılandırmak | to worry sb. to cause sb concern. disquit. weigh on.... |
| | terminal | Of or pertaining to the end or extremity; forming the extremity; as, a terminal edge.... |
| | minder | squab. cushion (used for sitting. wrestling mat. pilow. ottoman. couch. mattress. matting. ring. cushion. divan.... |
|
|
|
 |
|
 |
|