 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sporty | s., k.dili. sporcu: hovarda, neşeli, canlı; gösterişli.... |
| | tourbillion | i. helezoni şekilde havaya yükselen fişek; kasırga.... |
| | bulge | f. bel vermek, esnemek; çıkıntı yapmak; pırtlamak; dışarı uğratmak, pırtlatmak, çıkıntı meydana getirmek.... |
| | living | s. yaşayan, canlı, diri, sağ; canlandırıcı; yaşayanlara ait; zinde, kuvvetli, faal; tıpkı. living language yaşayan dil... |
| | eel | (i). yılan balığı, (zool.) Anguilla; yılana benzer uzun balık.eelgrass (i)., (bot.) zostera otu. eelskin (i). yılan ba... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|