 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | press | f. basmak; sıkmak, sıkıştırmak; sıkıp suyunu veya yağını almak, özsuyunu almak; sıkıştırmak, baskı yapmak, zorlamak, ... |
| | shotput | (i)., spor gülle atışı.... |
| | tyranny | i. zulüm, gaddarlık, istibdat; zalimin hâkimiyeti; müstebit hükümet; böyle hükümet devresi.... |
| | warder | i. bekçi, muhafız; hükümdar asası; İng. hapishane müdürü.... |
| | equivalent | (s.), (i.) eşit, müsavi; muadil; (i.) muadil olan şey; eşit miktar. equivalence (i.) eşdeğerlik, denklik, eşitlik, muadi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kenetlemek | to clamp. to clasp together firmly. to lock. cramp.... |
| | dudak boyası | lipstick.... |
| | damlamak | drip. drop. trickle. to drip. to drop. to dribble. to trickle. to turn up. to pop in. to blow in.... |
| | kroki | sketch. chart. plan. visual.... |
| | kolay | easy. simple. smooth. unlaboured. effortless. uncomplicated. ready. open-and-shut. cushy. downhill. facile. flowing. str... |
|
|
|
 |
|
 |
|