 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | treadmill | i. ayak değirmeni; sıkıcı ve monoton iş.... |
| | interrupter | (i.) arasını kesen kimse veya şey; (elek.) birden cereyanı kesen ve veren tertibat, kesici tertibat .... |
| | nasty | s. tiksindirici, iğrenç; kötü, çirkin; hoşa gitmeyen; ayıp, edepsiz, müstehcen; sıkıcı, sinirlendirici; pis, çok kirli, ... |
| | musky | s. misk kokulu; misk gibi. muskiness i. misk gibi kokma.... |
| | factitive | (s)., (gram.) bir nesnenin yanı sıra bir de belirleyici tümleç olan fiili gösteren: They made him king. Onu kral yaptıla... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|