 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | antidote | (i). panzehir, hastalık etkisini giderici madde, ilâç, deva, çare; herhangi bir (bedeni veya akli). bozukluğun etki... |
| | doze | (i)., (f). hafif uyku tavşan uykusu, şekerleme, kestirme, uyuklama; (f). uyuklamak, kestirmek, şekerleme yapmak. doz... |
| | qs | kıs. quantum sufficit gerektiği kadar (reçetelerde kullanılır).... |
| | magneto | i. (çoğ. s) mıknatısla elektrik meydana getiren makina, manyeto.... |
| | thesis | i. (çoğ. theses) sav, dava, kaziye, iddia, önerme; tez, inceleme, araştırma; man tez, sav; müz., (şiir) mısraın vurgulu... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | nakit | prompt. in specie. cash. money. ready cash. hard cash. hard money. bankroll. ready. the ready. specie. liquidity. ready ... |
| | nehir ağzı | estuary. influx.... |
| | astarlık | material for lining. paint for undercoating.... |
| | durultmak | to clarify. to clear. to clean. to fine. to cleanse. to settle. to purify. to refine. to filter. to defecate. to decant.... |
| | alp | any high mountain.... |
|
|
|
 |
|
 |
|