 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | necrology | i. bir yer veya zamanda ölenlerin isim listesi; olmuş bir kimse hakkında yazılan yazı. necrological s. ölülerin isim li... |
| | geniculate | s. diz gibi mafsalları olan; diz gibi bükülmüş.... |
| | parallel | f. paralel olarak koymak; kıyaslamak, mukayese etmek; benzer olmak, müşabih olmak.... |
| | fault | (i)., (f). kusur, kabahat, hata, yanlış; eksiklik, ayıp; spor faul, hata; (jeol). fay, çatlak; (f). kusur bulmak, kınama... |
| | redoubtable | (s.) korkunç, heybetli; (gen.) alay yiğit, cesur; hürmete lâyık.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | lezzetsizlik | tastelessness.... |
| | buyruk | bidding. charge. command. edict. imperative. mandate. order. ordinance. prescription. writ. decree.... |
| | batakçı | swindler. fraudulent borrower. cheat. crook.... |
| | Hint inciri | prickly pear.... |
| | oldukça | comparatively. fairly. goodish. pretty. quite. rather. relatively. some. somewhat. widely.... |
|
|
|
 |
|
 |
|