| English | Türkçe |
| preside | f. başkanlık etmek; nezaret etmek.... |
|
| unguent | i. merhem, vücuda sürulecek yağ.... |
|
| longlived | s. uzun ömürlü. longlivedness i. uzun ömürlülük.... |
|
| storied | (ing.) storeyed s. katlı.... |
|
| whinny | f., i. kişnemek; i. kişneme.... |
|
| tagger | i. etiket yapıştıran kimse; çoğ. ince teneke levha.... |
|
| bestead | f., s. yardım etmek, işine yaramak; faydalı olmak; s., (eski) konmuş, yerlestirilmiş durumda olan hard, ill veya sore be... |
|
| circumsolar | (s). güneşin etrafında olan veya dönen.... |
|
| lustrate | f. törenle arıtmak, yıkayıp arıtmak (ayinde); şartlamak. lustra'tion i ayinde yıkayıp arıtma.... |
|
| chequer | bak checker |
|