| English | Türkçe |
| venue | i., huk. mahkeme yeri; olay yeri, cinayet mahalli; yetki dairesi.... |
|
| nipper | (i.) kırpan veya kesen kimse veya şey; (çoğ.) kıskaç, cımbız; atın ön dişi; yengeç veya ıstakozun kıskacı; (İng.), (k.... |
|
| portray | f. resmetmek, resmini yapmak; tarif etmek, tanımlamak, tasvir etmek. portrayal i. resmetme, tanımlama, tarif etme.... |
|
| shareholder | (i.) hissedar.... |
|
| acquittal | (i). suçsuzluk hükmü, beraat.... |
|
| fenny | (s). bataklık gibi; bataklıklı.... |
|
| talky | s. konuşkan; geveze, çenesi düşük; palavrası bol.... |
|
| armor | (ing). armour (i). zırh; silâh. armor-bearer (i). silâhtar. armor-piercing (s). zırh delen. armor plate zırhlı levha. ... |
|
| coopt, co-opt | (f). üyelerin oyu ile teşkilât üyeliğine seçmek; tayin etmek, atamak.... |
|
| beset | kuşatmak etrafını almak rahat vermemek üzerine varmak üzerine koymak nakşetmek besetting yakayı bırakmayan |
|