 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sole | i., f. taban, ayak veya ayakkabı tabanı; f. ayakkabıya pençe vurmak. sole leather taban köselesi.... |
| | laboratory | (i.) laboratuvar.... |
| | distinct | (s). ayrı, farklı, başka; bağımsız, müstakil; açık, vazıh, belli. distinctly (z). açıkça, vuzuhla; şüphesiz, muhakkak, ... |
| | congestion | (i). tıkanıklık, izdiham, kalabalık; (tıb). kan toplanması, kan hücumu.... |
| | promisee | i., huk. kendisine bir şey vaat edilen kimse.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|