 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | chair | (i). iskemle, sandalye; makam; kürsü; başkanlık sandalyesi; elektrikli iskemle; sedye; tahtırevan; (d.y). rayı travers... |
| | supposition | i. zan, tahmin, kıyas; varsayım, ipotez, faraziye. suppositional s. tahmin kabilinden, farazi. suppos'itive s. tahmini, ... |
| | peacekeeper | i. arabulucu kimse veya grup.... |
| | gerund | i., gram. Latincede isim olarak kullanılan fiillerin bir şekli, İngilizcede isim olarak kullanıldığı zaman -ing şekli:... |
| | thirdrate | s. üçüncü sınıf adi.Third World süper devletlerle siyasal ilişkisi gelişmemiş ülkeler, üçüncü Dünya.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | reşit | adult. full age. sb who has come of age. who has reached the age of discretion.... |
| | takım | set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. ... |
| | dinamitçi | dynamiter.... |
| | lig | league.... |
| | size | Determine the number of key-value pairs within the dictionary.... |
|
|
|
 |
|
 |
|