| English | Türkçe | | succeed | f. başarmak, muvaffak olmak, becermek; izlemek, takip etmek; halefi olmak; halef selef olmak, yerine geçmek veya oturm... |
| | lightfingered | s. hırsızlığı benimsemiş.... |
| | wheelerdealer | i., (A.B.D.), k.dili. şüpheli işlerle uğraşan kimse, kurnaz kimse.... |
| | fascicle | (i). küçük demet, salkım, fasikul, cüz, kısım. fascicular (s). salkımlı; kısım kısım, bolümleri olan.... |
| | america | (i). Amerika; Güney ve Kuzey Amerika.... |
| | graphite | (i.) grafit.... |
| | temple | i. mabet, tapınak, ibadethane; eski Kudüs'te Yahudi tapınağı; Mormonların ayinlerine mahsus kilise. templed s .tapmak v... |
| | erector | (i.) kaldıran veya diken şey; anat bir uzvu kaldıran veya dik tutan kas.... |
| | lad | (i.) büyücek erkek çocuk, delikanlı, genç erkek.... |
| | while , (eski) whiles | bağlaç iken süresince müddetince olduğu halde olmakla beraber |
|
|