eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-color-blind (s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.
2-colored (i). melez Güney Afrikalı.
3-colorfast (s). solmaz .
4-colorimeter (i). kolorimetre, renk ölçer.
5-colorline beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.
6-coloratura (i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.
7-coloring (i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.
8-colored (s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.
9-colorless (s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.
10-color (f). boyamak, renk vermek; olduğundan başka göstermek, gerçeği tahrif etmek; renk katmak, hava vermek; renklenmek; renk değiştirmek yüzu kızarmak.
11-color, ing colour (i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık renk. change color sararmak, rengi atmak; yüzü kızarmak .complementary color eşit miktarda birbirine katılınca beyaz veya gri renk meydana getiren iki renk (msl. portakal rengi ile mavi) fast color solmaz renk, sabit renk. Iend color to (bahis veya fikre) gerçek izlenimi vermek. haul down the colors bayrak indirmek. Iocal color özellikle edebiyat ve sanatta belirtilen yöresel özellikler. off color istenilen renkten biraz farklı; kaba, müstehcen, münasebetsiz (hikâye, şaka). primary collors ana renkler. show one's color asıl karakterini açığa vurmak. true colors içyüz. under color of bahanesiyle, kisvesi altında. under false colors sahte bir hüviyetle. water color suluboya. with flying colors parlak başarı ile. with the colors askerlikte.
12-coloration (i). bir bitki veya hayvanda görülen renk düzenlemesi; renklendirme.
13-color guard (ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.
14-colorifie (s). renk veren, renk meydana ,getiren; renk ile ilgili.
15-colorcast (i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.
16-colorful (s). renkli, canlı.
17-colorist (i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
HİGHEng > Tr22:55:30
lowEng > Tr22:35:28
urselfEng > Tr09:33:26
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
noxious (s.) sıhhate zarar veren; zararlı, muzır, fena; ahlâkı bozan. noxiously (z.) zararlı olarak. noxiousness (i.) muzırlık....

gad i maden hrmak için kullamlan sivri uçlu demir; üvendire; arazi öIçmeye mahsus cubuk...

abampere (i) on amperlik elektrik cereyan birimi....

scarecrow i. bostan korkuluğu; hırpani kılıklı kimse....

teknonymy i. anneye veya babaya çocuğun ismini verme usulü....

dimorphic, phous (s). iki şekilde görülebilen veya gözüken, iki şekilli. dimorphism (i). aynı bitki ve hayvan üzerindeki iki değişik şe...

conjunctive (s)., (i). bitiştiren, birleştiren; birleşik; (i)., (gram). bağlaç, atıf edatı....

spitchcock i., f. ortasından yarılıp ızgarada pişirilmiş yılanbalığı; f. balık veya kuşu ortadan bölüp ızgarada pişirmek....

megalocephaly i., tıb. büyük kafalılık. megalocephal'ic, megalo ceph'alous s., tıb. büyük kafalı....

pawnee huk rehinle ödünç para veren kimse

TürkçeEnglish
bit The smallest unit of information a computer can manipulate A bit is either 0 or 1 Eight bits combine to make one byte Ab...

hamur işi pastry....

em The unit of measure in printing The standard is a pica M; and the width of a line is measured by the number of such M's ...

stop lambası tail lamp....

viskonsül vice- consul....

zahmetsiz easy. not difficult. not onerous. not trying....

azgın wild. mad. ferocious. tender. sensitive. easily inflamed. naughty. oversexed. in heat. in rut. rabid. rogue. turbulent. ...

Süryani person whose mother tongue is Syrian....

paydaş shareholder. joint owner. stakeholder....

baygınlık blackout faint fainting fit swoon