| English | Türkçe | | quicken | f. canlandırmak, diriltmek; tembih etmek, uyandırmak; hızlandırmak, çabuklaştırmak; neşelendirmek, heveslendirmek, şevk... |
| | evening | (i.) akşam; gece; suvare; bir şeyin sona ermekte olduğu devre, özellikle ömrün son seneleri. evening dress gece elbisesi... |
| | cleft | (i)., (s). çatlak, yarık, ayrık. cleft foot çift tırnaklı ayak. cleft palate yarık damak.... |
| | certify | (f). tasdik etmek, onaylamak; referans vermek; teyit etmek, doğrulamak; garanti etmek; deli olduğunu açığa vurmak.... |
| | hard | (z.) zorla, kuvvetle, hızla; sertlikle, güçlükle, müşkülâtla; sıkıca; katı, sert; çok, aşırı; yakın, yanı başında; (den... |
| | obt. | (kıs.) obedient.... |
| | melange | i., Fr. karışık şey.... |
| | dioptrics | (i). merceklerin ışığı kırmaları ile ilgili bilim dalı. dioptric(al) (s). bu bilimle ilgili.... |
| | overtone | i., müz. armonik seslerden biri; boyalı bir yüzeyin yansıttığı ışığın rengi; ima edilen fikir.... |
| | sheepshearing | kırkım sheepshearer koyun kırkıcısı |
|
|