| English | Türkçe | | beautician | (i). güzellik uzmanı.... |
| | sheen | (i.), (s.), (f.) pırıltı, parlaklık, revnak; parlak giysi; (s.) parlayan; (f.) parlamak. sheen'y (s.) parlak.... |
| | profligate | s., i. uçarı, haylaz; günahkâr; edepsiz; i. müsrif kimse, hovarda. profligacy i. ahlâksızlık; günahkârlık; utanmazlık... |
| | tarry | f. i. oyalamak; geç kalmak, gecikmek; kalmak, durmak; i. bekleme, durma.... |
| | milliard | i., İng. milyar, bin milyon.... |
| | goneness | (i.) baygınlık, bitkinlik .... |
| | trumpet | i., f., müz. boru, çalgı borusu; borazan; boru sesi; f. boru çalarak ilân etmek; ilan etmek, yaymak; boru gibi ses çık... |
| | barring | edat maada, -den gayri, olmadığı takdirde.... |
| | honeysuckle | i. hanımeli, bot. Lonicera caprifolium.... |
| | horseblock | binektaşı |
|
|