eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-cause (f). sebep olmak, sebebiyet vermek; doğurmak, tevlit etmek; netice meydana getirmek. causable (s). bir sebebin neticesi olabilen.
2-cause celebre (Fr). meşhur bir dava; meşhur olan ihtilâf.
3-causerie (i). sohbet, konuşma, söyleşi, hasbıhal; sohbet tarzında yazılmış kısa makale veya deneme.
4-causeway (i).,(f). ıslak veya bozuk arazide yayalar için yapılmış yol, geçit; şose; cadde; (f). geçit yapmak.
5-cause (i). sebep, illet, neden; harekete sevkedici unsur; gaye, hedef, amaç; (huk). dava konusu. final cause asıl gaye. first cause asıl sebep. make common cause with işbirliği etmek, tarafını tutmak. show cause hukuki sebep göstermek.
6-causeless (s). sebepsiz, nedensiz, asılsız.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
womanEng > Tr17:18:17
SCORPION KINGEng > Tr17:08:42
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
backside (i). arka taraf; insan veya hayvan kıçı....

fastness (i). metanet; kale, istihkâm,emin yer; sağlamlık; sürat....

elephant i. fil white elephant elde bulundurması güç olan ender rastlanır kıymetli mal; külfetli mal, bir işe yaramadığı halde ...

moujik , mujik, muzhik i. mujik, çarlık zamanındaki Rus köylüsü....

sapphic s., i. Midillili ünlü şair Safo'ya ait; i. bu tarzda yazılmış şiir. Sapphic vice sevicilik....

cestus (i). kuşak, kemer; korse; (mit). aşk ilhamı veren ve üzeri birçok şeyle süslenmiş olan Venüs`ün kuşağı....

rom. kıs. Roman....

universal s., i. evrensel, kâinatı içine alan, dünya çapında, her yanı kaplayan, külli, umumi; man. tümel; mak. üniversal; i. u...

patter f., i. yağmur gibi pıtır pıtır ses çıkarmak, pıtırdamak; kısa ve süratli adımlarla yürümek; i. pıtrırtı, ses....

piles çoğ tıb basur memesi hemoroid

TürkçeEnglish
gönül bağı ties of love....

karavan caravan. trailer. mobile home....

tanık olmak witness....

boru pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump....

yalandan colorable. faked-up. false. under false pretences. under false pretenses....

bidon bin. can. drum. metal barrel....

dan Grade, rank As from first black belt degree First introduced by Jigoro Kano, Founder of modern JUDO....

aletler fixings....

kıt kanaat hand to mouth....

hasım adversary antagonist enemy rival